 |
KAYSERİ HAKKINDA
Kayseri'nin zengin bir mutfak kültürü vardır.
Kayseri adıyla adeta özdeşleşmiş olan pastırma ve sucuğun ünü, yurtdışına
taşınmıştır. Nefis yemek çeşitleri arasında “mantı”nın ise özel bir yeri vardır.
Günlük softaların dışında, ziyafetlerde ve düğünlerde çok özel yemekler
hazırlanır. Geleneksel yaşam tarzının sürdürüldüğü dönemlerde, beslenme ve
tüketim alışkanlıkları günümüzden farklıdır Kent yaşamının insanlara sunduğu
olanaklar şüphesiz ki bu alışkanlıkları ve beslenme biçimini değişime
uğramıştır. Ancak Kayseri'nin yöresel yemekleri bu değişimden etkilenmeden
geleneksel tad ve lezzetlerle softaları süslemektedir.Pastırma sofralarda aranan
ve sevilen, lezzetli bir gıda maddesidir. Pastırma yapımında büyükbaş hayvanlar
yeğlenir. Kesimden sonra etler tuzlanır. Tuzlamadan çıkarılan eder bol suda
yıkanır ve çengellere asılır. Birbirine değmeyecek şekilde 10-15 gün kurumaya
bırakılır. Etler alımsı bir renk aldığında indirilerek bir gün cenderede
bekletilir. Ertesi gün çemene yatırılır. Çemenlenen pastırma 4-5 gün içinde
konur ve piyasaya sevk edilir. Pastırma imalinde, bir sığırın kesilmesinden
sonra, parçalara ayrılan etlerin cins ve yerlerine göre, “arka sırt, dilme,
eğrice, kuşgömü, şekerpare” gibi çeşidi isimleri verilir. Kayseri'de pastırma ve
sucuğun pazara yönelik olarak yapılmasının yanında, özellikle sucuk evlerde de
yapılır. Pastırmayı ilk yapanların Orta Asya'da Hun Türkleri olduğu
bilinmektedir. Nitekim, Waber Baldaınw isimli Romalı yazar kitabında, Antalyalı
Amianus'un 273-275 yıllarında yazmış olduğu eserinde, Hun Türklerinin bu
husustaki adetlerinden şu şekilde bahsettiğini bilinmektedir: “Hunlar yemek
tanımazlar, yaban etleri ile atın sırtında, baldırları arasında ezdikleri yan
pişmiş eti yerler.” Halbuki Macar müzelerinde bulunan Hunlara ait iki cepli at
at eyerleri, kurumuş etlerin bu çantalara sokulduğumu ve atın baldırına,
vücuduna değmediğini göstermektedir. |