 |
İZMİR HAKKINDA
İzmir mutfağında neredeyse 2500 yıldır zeytinyağı
kullanılıyor. Bunun en önemli kanıtı, Urla'daki Klazomenai İyon antik kentinde
bulunan ve dünyadaki zeytinyağı fabrikalarının en eski örneği olan 'Zeytinyağı
İşliği'. Hal böyle olunca yemeklerin tadına doyum olmuyor; özellikle de ot
yemeklerinin.Bir de Gazeteci A. Nedim Atilla'dan aktaralım. Atilla, İzmir
Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı'ndan çıkan 'Tarihten Günümüze İzmir
Mutfağı' adlı kitabında yöre mutfağında Girit etkisini şöyle anlatıyor: "Giritli
dostuma bir gün yanılıp da sormuştum. 'Kaç çeşit ot yersiniz?' diye. 'Keçinin
yediği her otu biz de yeriz, keçiye dokunmuyorsa bize de dokunmaz.' demişti."
Atilla, Girit sofrasını 'yeşil sofra' diye tanımlıyor ve yeşillik olmayan
sofraya da oturmadıklarını söylüyor. Sarmaşık, ebegümeci, ısırgan, cibez,
stifno, turpotu, ısırgan, kenger, hindibağ, şevket-i bostan, gelincik, labada,
kuşotu, sinirotu, helvacık, radika, deniz börülcesi, kuşkonmaz, arapsaçı,
marata, tarlaçakısı, tarla çivisi, su teresi İzmir ve kıyı Ege'de en çok
tüketilen otlar arasında. Bu yemeklerin sırrı, otların mümkün olduğunca az
haşlanıp yeşil rengini koruması ve limon suyu ve sızma asidi 0.5'ten az olan
zeytinyağı ile tatlandırılarak ılık yenmesi. Giritlilerden İzmir mutfağına giren
oldukça fazla yemek var. Kabak, börülce, semizotu, radika ve arapsaçı ile
yapılan ve zeytinyağlı bir yemek olan Kipohorta (Çiporta); gelincik otu, ısırgan
ve tere ile yapılan Gelincik böreği, Kuzu etli şevket-i bostan,
Trança çorbası,
Dalgan (ısırgan) salatası, Girit pilavı,
Mantarlı karides güveç, Kabak pabucaki,
Haşlama kalamar dolma, Zeytinyağlı turpotu yemeği, Midyeli pilav. Bir de
unutulan bir yemek var ki, dillere destan: Salyangoz yahnisi. |